28 Ağustos 2008 Perşembe 17:36 - Bozkır Haber ve Bilgi Portalı
Reklam Ver
WCS Kalite Belgelendirme
English French Deutsch Turkish
Ana Menü
bozkir.net
Üyeler İçin
Bozkır

Geleneklerimiz

Sayfa 1 / 4    1 | 2 | 3 | 4

            Bozkır’da yaşayan insanlarımızın hayatında dönüm noktası olan gelenek ve göreneklerimiz; atalardan görüldüğü gibi alınıp, günümüzde yaşatılan ve gelecek nesillere devredilen kültür miraslarımızdandır.
İşte bu gelenek ve göreneklerimizle ilgili tespiti yapılabilenler aşağıda sunulmuştur:

EVLİLİKLE İLGİLİ GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ

A-Evlilik Öncesi Gelenek ve Göreneklerimiz:
1- Kız İsteme, Söz Kesme ve Nişan:
Evliliğin ilk basamağını oluşturan kız isteme, bir gencin beğendiği veya ailesinden bulmalarını istediği birisini seçmesiyle oluşan dönemdir. Gençler, bunu ailelerine birkaç değişik şekilde anlatabilirler. Bunlar; evlenecek olan gencin, babasının ayakkabısına yirmilik çivi çakması, evde pilav pişirildiği bir gün tahta kaşığı pilavın ortasına dikmesi şekillerinde söylenebilir.
Durumun anlaşılması üzerine bu işin tek ve yegâne sorumlusu anne ile evlenmeye aday genç arasında konu görüşülür. Anne durumu ailenin reisine, yani babaya duyurur. Gencin istediği biri olup olmadığı öğrenilir, eğer yoksa evdeki kadınlar (anne, kız kardeşler) devreye girer. Önce yakın çevreden olmak üzere kız aramaya başlanır. Birkaç tane aday bulunduktan sonra, bu adayların isimleri ve aileleri gence iletilir. Genç bunları değerlendirir ve adaylardan birisini seçer. Kadınlar önce kızı görmek ve durumu iletmek için gider. Kız evine durumu iletmeye gidenler, bunu belli etmek için üzerindeki elbiseleri çıkartmaz. Ayrıca kızın boyu, posu, yürüyüşü ve kahve pişirmesi gibi durumlarına bakar. Eğer kız, kahveyi köpüksüz pişirirse işe yaramaz gözüyle bakılır.
Daha sonra kız evinden cevap beklenir. Kız evi olumlu cevap verirse, kız istemeye gelecek olan gün karşılıklı olarak belirlenir. Bu sürede de kız tarafı erkek tarafını araştırır. Önceden belirlenmiş olan bir günde erkek evinin büyüklerinden birkaç kişi ellerinde hediye veya hediyelerle kız evine akşam oturmasına giderler. Damat evinden gelenler hayırlı bir iş için geldiklerini söyleyip, durum konuşulur. Kız evinin cevabı olumlu da olsa, olumsuz da olsa "kız evi, naz evi" prensibi ister istemez devreye girer. Kız evi; “biz bir düşünelim, kıza danışalım, size haber veririz” diye süre ister. Bunun aksi durumunda kız, oğlanı istemezse misafirlere görünmez, kahve pişirmez, ayakkabılarını düzeltmez ve ellerini öpmez.
Eğer kız tarafı bu işe olumlu cevap verirse üç gün sonraya gün verir. O gün erkek tarafının büyükleri, yanlarında hatırı sayılır birisi ve bir imam ile kız evine gider. İmam Efendi veya hatırı sayılır kişi dediğimiz lâfı sözü dinlenir kişi usulen yine dünürlük yapar. Daha sonra büyükler hayırlarla tokalaşır. Hatırı sayılır kişi günün önemine binaen küçük bir konuşma yapar. Dünürcülerin içinde imam varsa o da bir “sûre” okuyarak söz kesme işini tamam. Kız evi şeker, lokum, kuru yemiş gibi şeylerden hediyeler oluşturarak bunu oğlan tarafına gönderir. Buna da ağız tadı” denir. Söz kesme esnasında kız, oğlan tarafının büyüklerine kahve dağıtır. Söz kesme çocuklarını evlendirmek üzere olan iki aile arasında gerçekleşen bir durumdur.
Kız istenip söz kesildikten sonra sıra artık nişandadır. Söz kesmenin ileri bir aşaması olan nişan ile konu genelleştirilip eş, dost ve yakın çevreye duyurulur. Nişan, söz kesme ile düğün arasında gerçekleşen bir durumdur. Aile büyükleri arasında bir gün kararlaştırılıp nişan hazırlıklarına başlanır. Nişan çok istisnai durumlar hariç kız evinde olur. Nişan gününden önce kıza hediyeler alınır. Yani nişan alış-verişine çıkılır. Kıza genelde kılık-kıyafet ve takı  alınır. Nişan günü oğlan evinin kadınları, aldıkları kılık-kıyafet türü hediyeleri bohçalara bağlar. Özel hazırlanmış sinilerle (sinilerde, sakız, tuz, çörek otu, fıstık, üzüm, çerez, meyve bulunur) ve şerbet dolu iki sapsız sürahi alınarak kız evine gidilir. Sinilerin üzerleri genelde kırmızı ve yeşil pullu bir örtü ile kapatılır. Şerbet ise genellikle karanfil ve şekerin karıştırılması sonucu elde edilir. Kız evine gelen kadınlar kız evi tarafından kapıda hoş geldiniz diye defle karşılanır. Getirilen hediyeleri kız tarafı alır ve ayrı bir odaya koyar. Hediyeleri getiren kadınlara da kız tarafı gönlünden ne koparsa bahşiş verir. Kadınlar daha sonra kendi aralarında def çalıp oynayarak, eğlenirler. Eğlenceden sonra getirilen bohçalar açılır ve kıza alınanlar bir bir gösterilir. Nişanlanan kız önce kayınvalidenin (kaynana) olmak üzere büyüklerin hepsinin ellerini öper. Kayınvalide de takacağı takıları takar. Oğlanın diğer yakın akrabaları da takılarını takar. Daha sonra kız evi kazanlarda yaptığı şerbeti bardakla misafirlere dağıtır. Şerbetten sonra kadınlar kendi aralarında biraz daha eğlenip dağılır. Bu sırada erkek tarafı misafirleri de erkek evinde toplanırlar ve oturup sohbet ederler ve çay içer. Nişan esnasında oğlan evinden gelen sinilere kız tarafı daha sonra baklava, su böreği, önceden getirilmiş olan iki sürahinin birine süt, birine de şerbet koyar. Ayrıca oğlana aldıkları hediyeleri bohçalar. Bunları kız tarafı oğlan evine götürür. Oğlan tarafı da o hediyeleri getirenlere bahşiş verir. Bu genel adetten ayrı olmak üzere Bozkır'ın bazı kasaba ve köylerinde de nişan esnasında heybe adeti” dikkat çekmektedir. Heybenin bir gözüne ekmek konulur, diğer gözüne de gofret, kuru yemiş ve bisküvi türü şeyler konur. Bunlar kız evine götürülür. Kız tarafından hediyeleri getirenlere sofra hazırlanıp yemek yedirilir. Yemek yendikten sonra sofra kaldırılırken sofra bezine yemekte bulunanlar hediye olarak para atar. Kızın nişan yüzüğünü genelde bayanlar takar. Aynı heybeye kız tarafı da çeşitli hediyeler koyup oğlan tarafına gönderir.
Nişan töreni esnasında ve gençler nişanlıyken dikkat edilmesi gereken konularla ilgili tespiti yapılabilen hususlar ise şunlardır:

  • Kız evine gidildiğinde araya soğukluk girmesin diye soğuk su içilmemektedir.
  • Nişanda dünürcü başı giden kadınlar boyunlarındaki atkıları ters takar ki, bu da gençlerin ilerdeki hayatlarının doğru ve düzgün gitmesi için yapılmaktadır.
  • Nişanlı kızlar, üzüntülü gün gelmemesi için kara ip eğirmemektedir.
  • Nişan yüzüğünü kayınvalide, kayınpeder, anne ve baba takarsa eşler ileride mutlu olamaz şeklinde bir inanış bulunmaktadır.
  • Dünürcü olarak gidenler işin hayırla sonuçlanması için ceplerinde tatlı şeyler götürmektedir.
  • İleride gelinin koyun gibi uslu olması için nişanda dünür başı cebine koyun tezeği koymaktadır.

B- Evlilik Esnasındaki Gelenek ve Göreneklerimiz:

l- Düğün Hazırlıkları, Kına Gecesi, Gelin Alma ve Düğün:
Bozkır ve çevresinde düğüne bir hafta evvelden başlanır. Gündüzleri yufka eylenir, geceleri kadınlar kendi aralarında eğlenir. Dördüncü gün oğlan tarafı kız tarafına ekmekleri yağlayıp sinilerle gönderir. Kız evinde de aynı sinilerle helva, lokum, şeker gelir. Düğüne iki üç gün kala oğlan evine kızın çeyizi getirilir ve bunları kız tarafından gelen kadınlar bir odaya koyar. Düğüne bir iki gün kala kız tarafı börek, baklava yapar ve bu yaptıklarından oğlan tarafına da gönderir. Ayrıca her iki taraf da dışardan gelen misafirler için yemek hazırlar. Düğüne; eş, dost, akraba ve yakın çevrenin daveti için okuntu (Okuntu: düğün esnasında düğüne gelecek olanları havlu, basma gibi şeyler vererek davet etme usulü) dağıtılır. Kızın arkadaşları kına gecesinin gündüzünde kuru yemiş ve meyve gibi yiyecekler götürür. Kendi aralarında sohbet ve eğlence yapar. Özellikle köylerde yapılan düğünlerde erkek ve kız tarafının yakın çevresi düğünden birkaç gün evvel toplanıp gelecek olan misafirleri ağırlamak ve düğün sahiplerine fazla yük olmasın diye paylaşır. Ayrıca, düğünün belli olması için oğlan evinin damına veya yüksek bir yere Türk Bayrağı  asılır. Türk Bayrağı asılmış olan eve “bayraklı dam” adı verilmekte olup, bu adet eskiden beri Bozkır’da sürdürülmektedir.  
Düğünler genelde hafta sonları olur. Hafta sonunun ilk günü düğünden bir gün öncesi akşamleyin kına gecesi yapılır. Bu gecede oğlan tarafının kadınları bir sininin üstüne kına ve çetnevir koyar, löküsleri yakıp, kız evine giderler. Kız evinden olan temsilciler, gelenleri karşılar. Kız evinde bir araya gelen kadınlar kendi aralarında def çalıp oynar. Eğlence yapıldıktan sonra sıra, kına  yakılmasına gelir. Bu esnada mumlar yakılır ve gelinin başına pullu grap (bir çeşit ince başörtüsü) örtülür. Daha sonra gelinin avucuna bir altın koyarlar ve kınasını yakar. Genelde geline kınayı evlenmiş ve huyu güzel birisi yakar. Bu işlemdeki amaç; gelinin huyunun kınayı yakan kadının huyu gibi olsun düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Kına yakıldıktan sonra gelinin arkadaşları gelinin başına birikir ve şunları söyler: (Hatice isimli bir gelin için söylenen “kına türküsü” Bozkır Mahalli ağzına göre sunulmuştur.)
Atladı çıktı eşiği,
Sofrada galdı gaşığı.
Var gız eşim sağlığıla.
Sil gözüñü yağlığıla (mendille)
Uzak memliketlere gız virmesiñler.
Annesiniñ bir danesini hor görmesinler.
Var gız eşim sağlığıla.
Sil gözüñü yağlığıla.
Allah bir gavak bitirmiş.
Dibine geliñile güyeği oturmuş.
Cenab-ı Allah eksileriñi yitirmiş.
Var gız eşim sağlığıla,
Sil gözüñü yağlığıla.
Gız eşim gınañ gutlu olsuñ.
Vardığıñ yarda ağzıñ datlı olsuñ .
Var gız eşim sağlığıla.
Sil gözüñü yağlığıla.
Ekmek yedim ucu yanık.
Sular içtim boz bulañık.
Eller üyür señ uyañık.
Var gız eşim sağlığıla.
Sil gözüñü yağlığıla.
Çay kenarıña yaptım  bahçayı,
Güccük geliñ ittim Haççe’yi,
Dürüp de hazırladım bohçayı,
Var gız eşim sağlığıla.
Sil gözüñü yağlığıla.
Evimiziñ üstü asar,
Gün gelmedeñ gölge basar.
Gurbete geliñ ittim  diye,
Haççe’m baña küser.
Var gız eşim sağlığıla.
Sil gözüñü yağlığıla.
Büyük bir leğende karılmış olan kına, artık dağılma vakitleri gelmiş olan misafirlerin avucuna koyulur, daha sonra herkes dağılır. Kadınlar kız evinde, damat adayı da arkadaşlarıyla sağdıcın evinde toplanıp kendi aralarında eğlenir.
Kına gününden bir sonraki gün düğünün asıl günüdür. O gün gelinin geleceği gündür. O gün herkes sabahleyin erkenden kalkar. Özellikle yakın çevresi yardım etmek için oğlan evinde toplanır. Bu toplanmadan sonra imece ruhlu olarak herkese yapabileceği bir iş dağıtımı yapılır. Daha önceden hazırlanmış olan ocaklar yakılıp kazanlar kurulur. Kazanlarda etler ve pilavlar bu işin erbabı ahçılar tarafından pişirilmeye başlanır. Eskiden Bozkır’da, bağlı kasaba ve köylerinde  düğün yemeklerini yapan maharetli büyüklerimiz vardı. Büyüklerimizden dinlediklerimize göre Bunların yapmış oldukları yemekler insanın parmaklarını bile yalatacak şekilde lezzetli ve enfes idi. Bu arada kız evi de kendi arasında hazırlıklarını yapar. Sabahleyin erkenden damadın elbisesini, traş takımını bir bohçaya koyar, bir sini baklavayla oğlan evine gönderir. Damadın elbisesi bir hoca yönetiminde dua ile birlikte giydirilir. Damat, sağdıcı ve kendi babası ile kız evine gider. Gelin ile damadın dini nikâhları bir İmam Efendi nezaretinde dualar okunarak ve tekbirler getirilerek kıyılır. Daha sonra damat, sağdıcıyla sağdıcın evine gider ve gelin getirilinceye kadar ortalıkta bulunmaz. Öğleye yakın eğer düğün mevlitli ise davetliler camide toplanır. Camide mevlit ve ilahiler okunur. Eğer düğün sazlı-sözlü ise; oğlan evinin önünde sazlı-sözlü bir şekilde yapılır. Öğlen namazına müteakip davetliler oğlan evinin önünde veya müsait bir alanda hazırlanmış olan sofralarda kazanlarda kaynamış olan etli pilavı yer. Gelen misafirlerin bazısı yemek yedikten sonra dağılır, bazısı da gelin almak için bekler. Hazırlanan etli pilavdan misafirlerine ikram etsin diye kız evine oğlan evi tarafından gönderilir.

Bozkır Arslantaş Köyü’nden Bir Düğün Yemeği (2001)

Bozkır Arslantaş Köyü’nden Bir Düğün Yemeği. (2001)

Gelin alma vaktine kadar bir çok köy ve kasabamızda gelin ve damat evlerine biraz soluk aldırmak ve son kontrollerin yapılmasına fırsat tanınması amacı ve düşüncesi ile kadınlar arasında eğlenceler, erkekler arasında da ruhsatlı ve bakımlı silahlarla (tabanca ve tüfeklerle) boş bir alanda silah atışı için gerekli hazırlıklar yapılır. Çevre güvenliği sağlanır. Atış alanında çocuk ve canlı bulunmaması için tekrar tekrar dikkatlice kontroller yapılır. Sonra bir hedef dikilir ve hedefe nişan alınır. Buradaki amaç; Bozkır Erkeğinin silahı ile buluşmasını sağlamak ve çevredeki keskin nişancıları tespit etmektir. Bozkır İlçesi, bağlı kasaba ve köylerinde genel olarak yaygın olan bu gelenek ve göreneğin günümüzde en canlı olarak yaşatıldığı köylerimizden birisi de Karayahya köyümüzdür.

 

Bozkır Karayahya Köyü’ndeki Bir Düğün Yemeği Sonrasında

Bozkır Karayahya Köyü’ndeki Bir Düğün Yemeği Sonrasında;
Nişan Alarak Hedefe Ateş Etme Yarışmasından Bir Görünüm (2001)

Gelin alma vakti yaklaşınca kız evinde gelini hazırlamaya başlarlar.
Günümüzde çok az da olsa uygulanmakla birlikte, bazı köylerimizde gelinlere gelinlik yerine üç etek adı verilen elbise giydirilir. Gelinin başına fes, fes üzerine ayna ve onun üzerine de üç-beş kat örtü örtülür. Gelinin başına giydirilen fes üzerine oturtulmuş olan müştemilata Bozkır ve civarında “cığa veya cıha” adı verilmektedir. Cığa veya cıha için başa fes, fes üzerine tabak ve ayna (ayna, evliliğin ve gelinin aydınlık olması uğur getirmesine inanıldığı için konulmaktadır.) yerleştirilir. Renkli tüyler, püsküller ve başörtülerle (dastar) cığa estetik açıdan desteklenir. Omuzlarda da başörtüler veya şal tabir edilen omuzluklar bulunur. Bel kısmına kuşak bağlanarak şalvarla giyim tamamlanır. Bütün bu yazılanlara rağmen, günümüzde üç eteğin yanı sıra daha çok olarak gelinlere gelinlik giydirilmektedir.

              Düğün                                         Düğün
                 Bohçalar Açılıp Üç Etek                                                            Cığa veya Cıha İle Üç Etek
                   Hazırlığına Başlanırken.                                                               Giydirilmiş Bir Gelin.

                                                                                                                  
Öğleden sonra belirlenen saatte oğlan evinden kız evine gelin almaya gidilir. Eskiden, gelin atla ve ilahiler eşliğinde getirilirdi. Günümüzde ise bu iş; otobüs, minibüs ve otomobillerle olmaktadır. Köylerde özellikle oğlan evi başka bir köyden gelin alırsa, bu esnada kız evinin bulunduğu köyün gençleri oğlan evi düğün alayının önünü köyün girişinde keserek toprak bastı parası alır. Alınan bu paralar köy halkı yararına yapılacak olan bir hizmet veya iş için sarf edilir.
Gelin evine gelindiğinde oğlan evi büyükleri gelini alıp geri döner. Bu esnada kızın birkaç arkadaşı gelini evin bir odasına kilitleyip, gelenlerden bahşişlerini ister. Eğer vermek istemezlerse kapıyı açmazlar. Bahşiş alınıp anlaşma sağlandıktan sonra kapı açılır. Gelenler gelinin duvağını kapatır. Gelin, bu esnada babasının kapısının ardına tükürür (kötü huylarım burada kalsın diye) ve gelini çıkarılır. Bu arada gelinin çeyiz sandığına da bahşiş almak için birisi oturur ve bahşişini alıncaya kadar kalkmaz. Tüm bu işlemlerden sonra oğlan evi gelini alır ve gider. Kız evinde gelin giderken su dökülür. Bu da gelinin gittiği yerde bir engelle karşılaşmaması içindir. Gelin, oğlan evinin önüne geldikten sonra gelini indirmesi için kayınpederi çağrılır. Kayınpederinden gelini indirmesi için indirmelik istenir, kayınpederi de gönlünden duruma göre; bir arsa, ev, bahçe, tarla gibi şeylerden birini verir. Ayrıca gelin indirilirken damat bir tabak içinde üzüm, bulgur, para gibi şeyleri bolluk bereket olsun diye atar. Gelin indikten sonra ilk önce önünde bir kurban kesilir, sonra eline su ve buğday dolu bir testi verilir ve kırdırılır. Bu işlemdeki amaç; yapılan evliliğin aydınlık getireceği umularak ve hayatının su gibi berrak bir şekilde akıcı olmasından kaynaklanan düşüncesine hizmet içindir. Daha sonra bir tahta kaşık yağı da kapısının üstüne sürdürürler ki, bundan gelinin hayırlı uğurlu olması temennisi umulur. Bu işlemlerden sonra gelin önceden hazırlanan odaya getirilir. Odaya girmeden önce önüne bir koyun postu atılır ve ona basıp girmesi istenir. Bunu da gelinin koyun gibi uslu olması için yaparlar. Daha sonra gelin odaya girer. Gelin girdikten sonra damat gelir ve geline hoş geldin anlamında, yüzünü açmak için yüz görümlüğü olarak bir hediye takar. Daha sonra birlikte şerbet içilir, sonra damat dışarı çıkar. Damat dışarı çıktıktan sonra dışarıda bekleyen davetlilerin ellerini öper ve toplanan herkes daha sonra dağılır.   

Bayraklı Dam
Bayraklı Dam

Sağdıç, Göğeyi Kollu Damat ve Türk Bayrağı

Sağdıç, Göğeyi Kollu Damat ve Türk Bayrağı 
                                                                                   
Damat gittikten sonra bir kadın gelir ve def çalarak gelini okşar. Okşamaya aşağıda yazılı olan mısralar örnek olarak verilebilir;

Geliñ, geliñ hoş geldiñ,
Yiğit ağama geç geldiñ,
Gapıları damaklı,
Fatma’m elma yanaklı,
Fatma’m çok güzel ama,
Azcık gâvur  inatlı.
Damat yatsı namazına sağdıcıyla gider. Namazdan sonra hoca, damadın arkadaşları ve ev büyükleriyle eve gelir. Gerdeğe girilecek evin önünde hoca dua okur ve arkadaşları tarafından damat yumruklanarak içeri katılır. Dışarıdaki arkadaşlarına da evden tavuk ve baklava verilir. Bu duruma; bazı köylerde “havlu uzatma” denilmektedir.
Damat ile gelin içerideyken gelinin bir yakın akrabası bulunur ve onlara hizmet eder. Gelin ile damat kahve içip, üstüne de çetnevir yerler. Bunu müteakiben gelinle damat Allah rızası için iki rekat namaz kılar. Daha sonra da damat üç el silah atar.
Gelin ile damat sabahleyin kalkıp, sabah namazını kılar. Daha sonra damadın annesi ve babasının elleri öpülür. Onlar da hediye takarlar.
Düğün esnasında uygulanan bazı âdet ve inanışlar vardır. Bu konuda tespiti yapılabilen hususlar da aşağıdaki sunulmuştur:
Gelin damat evine geldiğinde onu içeri kattıktan sonra, gelinin kucağına bir oğlan çocuğu verilir ve aynı çocuk damat ve gelinin yatağında da yuvarlandırılır. Bu uygulama gelin ile damadın ilk çocukları erkek olsun diye yapılır, o çocuğa çorap ve atlet gibi hediyeler verilir. Gelin yeni evine geldiği zaman evin ocağına çivi çakar ki, gittiği yerde dipli, köklü olsun diye. Gelin giderken yağmur yağarsa gelinin bereketli olduğuna inanılır. Yeni evlenen gelinler uğur getirmesi için saçlarını çeyiz sandıklarında saklarlar. Gelin kapıdan girerken seccade serilir. Eğer dürerek girerse terbiyeli ve kabiliyetli, dikmeden girerse kabiliyetsiz olduğuna inanılır. Gelin damattan önce onun ayağına basarsa damadı itaati altına alacak demektir.
C- Evlilik Sonrası Gelenek Ve Göreneklerimiz:
Düğünden sonraki gün gelin tekrar gelinliğini giyer ve gelinin gelin olduğunu göstermek için ve yüzünün açımı olarak tabir edilen güne “Gelin Yüzü” denir. Bu gün kadınlar arasında yapılır. Kadınlar toplanır ve gelenler hediyeler getirir. Kendi aralarında oynayıp,  eğlenirler, gelenlere üzüm leblebi dağıtılır.  Daha sonra herkes dağılır.
Damatla gelin düğünden iki gün sonra el öpmeye giderler. Genelde el öpme işine yakın akrabalardan başlanır ve bu ziyaretlere gidilirken yanlarında “Dürü”(Dürü: baklava ve giysi türü hediyeler) götürürler. Düğünden bir hafta sonra da kız evi oğlan evini yemeğe davet eder. Bu davet esnasında damatla geline hediyeler verilirken damat ve gelin susarak hiç konuşmazlar.

Sayfa 1 / 4    1 | 2 | 3 | 4